Edirne’de çevrim içi “ABD Dış Politikasında Türk-Yunan İlişkileri ve Balkanlar” konferansı düzenlendi

Altınbaş Üniversitesi Rektörü ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan, ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerde Yunanistan söz konusu olduğunda ibrenin hep Yunan tarafına doğru döndüğünü söyledi.

Altınbaş Üniversitesi Rektörü ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan, ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerde Yunanistan söz konusu olduğunda ibrenin hep Yunan tarafına doğru döndüğünü söyledi.

Prof. Dr. Erhan, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsünce çevrim içi düzenlenen “ABD Dış Politikasında Türk-Yunan İlişkileri ve Balkanlar” konulu konferansa katıldı.

Erhan, burada yaptığı konuşmada, ABD’nin 1820’lerde Osmanlı’ya karşı Yunanistan’ı desteklediğini ve ABD’li gençlerin Mora’da Türklere karşı savaştığını anımsattı.

19. yüzyılla birlikte ABD’de Türklere karşı olumsuz bir görüş ortaya çıktığını aktaran Erhan, “Amerika, Yunan isyanı sırasında Yunanlılara destek verirken Osmanlı’ya karşı son derece olumsuz bir imajı Amerika’da var ettiler. Aynı şekilde Yunan isyanından yaklaşık 40 yıl sonra Girit isyanı sırasında ABD’deki gönüllülerin Girit’teki isyancılara desteğe geldiğini ve hatta gönüllülerin ötesine geçip ABD’nin savaş gemisi göndererek isyancılara çeşitli yardımlar yaptığını tarih yazıyor.” diye konuştu.

Rumlar arasında ABD’ye karşı olumlu bir izlenim oluştuğunu ifade eden Erhan, 1870’lerden itibaren çok sayıda Rum’un ABD’ye göç ettiğini ve ülkede önemli bir Rum lobisinin oluştuğunu dile getirdi.

Erhan, Türk-Yunan ilişkilerinde 1955’ten sonra başlayan ayrışmayla beraber ABD’nin Türkiye’ye bakışıyla Yunanistan’a bakışı arasında farklılıklar ortaya çıkmaya başladığını belirtti.

ABD’nin Yunanistan’ın lehinde kararlar aldığına dikkati çeken Erhan, şunları kaydetti:

“1955’te Kıbrıs meselesi ortaya çıkmaya başladı. Türkiye tamamen kendi soydaşlarının katledilmesini engellemek üzere Kıbrıs adasına 1974 yılında Barış Harekatı’nı gerçekleştirdi. O harekattan sonra ABD Kongresi, Türkiye’ye karşı ambargo kararı aldı. Kongre kararı alınırken bakıyoruz Kuzey Amerika Ortodoks Rum Kilisesi ve Rum Enstitüsü devreye girdiler ve senatörleri bu karar için ikna ettiler. Ambargo kararı alınınca Türkiye tepkisini gösterdi ve Amerikan üslerini kapattı 1975’te. Amerika bu üslerini açabilmek için Türkiye’ye 1976’da savunma ve ekonomik iş birliği anlaşması önerdi ve imzalandı. Ama bu anlaşma ölü doğan bir anlaşmadır. Kongre bu anlaşmayı kabul etmedi. 1980’de bir anlaşma daha imzalandı ve bugün hala yürürlükte.”

Erhan, Türkiye-Yunanistan arasındaki krizlerin her zaman ABD’yi ilgilendirdiğini ve olaylara müdahil olduğuna dikkati çekti.

Özellikle Ege’de yaşanan olayların önemli krizlere neden olduğunu anımsatan Erhan, şöyle devam etti:

“En önemli kriz 1996’daki Amerika’nın da müdahil olduğu Kardak krizi oldu. Figen Akat isimli bir gemi Kardak kayalıklarının hemen açığında karaya oturunca bunu Yunanlılar mı kurtaracak Türkler mi kurtaracak tartışması oldu. Peki bu kayalar kime ait derken Yunanlılar gittiler bu adalardan bir tanesine asker çıkartıp bayrak dikti, Türkiye’de öbür adaya bayrak dikti. 1996’da iki ülke savaşın eşiğinde geldi. Donanmalar Kardak kayaklılarına indi. İki NATO üyesi ilk defa bu kadar savaşın eşiğine geldi. ABD Başkanı Bill Clinton, anılarında iki ülkenin başbakanlarını arayıp savaşı engellediğini anlatıyor. ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerde Yunanistan söz konusu olduğunda ibre hep Yunan tarafına doğru dönüyor. Ne zamana kadar, NATO’ya da zarar verebilecek yani ABD’nin çıkarlarına zarar verebilecek gelişme olduğu takdirde o zaman Amerika her iki tarafı da teskin edecek şekilde devreye girmiştir. Bugüne kadar da bunun başka bir tekrarı olmadı.”

Kaynak: Anadolu Ajansı / Gökhan Zobar

Tavsiye Edilen Yazılar