Cihangir Ceyhan: Sokak çocuğu olabilirsin ama salak olmamak lazım

Hayranları her geçen gün artıyor, Instagram’da takipçilerinin sayısı milyonları gösteriyor, ekrana çıktığı zaman sosyal medyanın gündemine oturuyor… ‘Alev Alev’de canlandırdığı mahalle delikanlısının bir parçası onun ruhunda yaşıyor, “Karakterin ters tarafları da var ama tadı acı olsa da çürük değil. O yüzden kendime yakın hissediyorum” diyor. 31 yaşındaki Cihangir Ceyhan‘la konuşmaya başladığınızda karşınıza geleceğe dair planları olan, çok bilinçli, samimi ve doğal bir adam çıkıyor.

Son dönemde hızla yıldızın parladı… Kimsin sen?

Cihangir Ceyhan bir soru işareti aslında şu an.

O soru işaretlerini cevaplayalım o halde… Aslen Elazığlısın ama Adana‘da doğup büyümüşsün.

Evet. Annem 91’de vefat etti. Babam işçi emeklisi, annemden sonra bir daha evlenmedi. Abim ve ablam var. Varoşta oturmamıza rağmen onlar kafası açık, entel tiplerdi. Kendi içimizde, bulunduğumuz çevrenin dışında, kültürel olarak farkındalığı biraz daha yüksek olarak büyüdük. Mesela hepimiz üniversite okuduk.

Anneni neden kaybettin?

Kanserden kaybettik, ben henüz iki yaşındaydım.

Hatırlıyor musun onu?

Sadece hayal meyal bir görüntü hatırlıyorum. Kalabalık, sanki misafirlerin olduğu bir ortamda, uzaktan görüyorum onu. Bilmem, belki de halüsinasyondur.

Bu hayatını nasıl etkiledi?

Ailemden, kemiğimi kemirtmeden, hep güçlü ve terbiyeli olmam gerektiğini öğrendim. Düzgün yaşamak, helal kazanmak, yanlışın karşısında konuşmak gibi duyguları aşıladılar. Güzel bir çocukluktu.

Sokak çocuğu gibi bir havan var. Öyle miydin?

Çoğunlukla sokakta büyüyen ama hatanın, yanlışın içine girmeyecek kadar sokağın ne olduğunu bilen, sokağı hazmetmiş biriyim. Sokakta olmak insana daha büyük bir bilinç kazandırıyor. Adeta bir ‘survivor’ın içinde, 13-14 yaşında, hayatta hedef oluyorsun.

Zor değil mi?

Sokak çocuğu olabilirsin ama salak olmamak lazım. Hayat akıllı olmayı gerektiriyor. Serseri değilim ama sokakta da yaşarım diyelim.

Küçük yaşta mı çalışmaya başladın?

Evet, abim makine mühendisiydi. Sanayi bölgesinde çok güç gerektiren işler yaptım. Ergenliğimde, kredi kartından internet aboneliğine birçok şey sattım. Hayat her türlü gelebiliyor, önemli olan senin kendi sistemini kurman.

Hayatın içinde mücadele ederek var olmak istedim

Peki okul ne oldu?

Hep gezmek, farklı ülkeler görmek istiyordum. Paramı biriktirdim, ailemden de aldım, Ukrayna’ya dişçilik okumaya gittim. Ama bıraktım, olmadı. Ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi, Reklamcılık ve Halkla İlişkiler bölümünü kazandım. Ama orayı da bitirmedim.

Neden?

Okumak istemedim. Finaller, vizeler, beş yıl oku, sonra iş ara… Hayatın içinde mücadele ederek var olmak istedim. Arkadaşlarımla Adana’da kısa viral videolar, underground rap klipleri falan çekiyorduk. Kameraya aşina oldum. İstanbul’a gitmeye karar verdim. Asmalımescit’te garsonluk yaparken bir yandan da o barda çıkan alternatif grupların sahne performanslarını çekip montajlıyordum. Tarlabaşı’nda paylaşımlı evde kalıyordum.

Paylaşımlı ev nedir?

Tanımadığın insanlarla bir ev kiralıyorsun, ucuz oluyor. Neyse, barda çalan gruplardan birinin elemanı oyunculuk dersleri veriyormuş. Burslu eğitime başladım. Birçok deneme çekimine girdim, olmadı. Adana’ya döndüm. Kıbrıs’a garsonluğa giderim diye düşünürken yönetmen arkadaşım Beran (Taşkın) eski arkadaş grubunu bir araya getirmek istedi ve ‘Sıfır Bir’i çektik. Ardından ‘Çukur’ ve ‘Alev Alev’ geldi.

“Sağ kolumda, sırtımda ve bacağımda toplam yedi dövmem var.”

Bazısı patlıcan bazısı domates sever, herkesin bir alıcısı var

Google’da en çok boyunun ne kadar olduğunu arıyorlarmış…

1.78.

Neden bunu merak ediyor olabilirler?

Herkesin benimle ilgili kafasında canlandırdığı bir tip var. Bazısı “1.85 olsa, zaten kaslı da bir tip” diyor. Diğeri “Kaslı ama kısaymış” diye düşünüyor. İlk rol aldığım ‘Sıfır Bir’de canlandırdığım karakter anti-kahramandı. İnsanlar beni kafalarında bir bilgisayar oyunu karakteri gibi kodladı sanırım.

Başarının ne kadarı oyunculuk, ne kadarı kaslarından kaynaklı?

Yüzde 40 oyunculuk yeteneği, gerisi kalbin temizliğiyle ilgili olabilir. Kas değil, kafan çalışacak. Ben kafamın çalıştığını biliyorum.

Spor ve kas merakı beğenilme dürtüsüyle mi doğdu?

Hayır canım, 11 sene basketbol oynadım. Spor yapmak insanı bir şeylerden koruyor. Güreşçi arkadaşlarımla güreş de yapıyorum, gençlerle yoga yapıyorum… Kendime sosyalleştiğim bir alan yaratıyorum.

Hep kadınların ilgi gösterdiği biri miydin?

Evet, ilgi görürdüm ama bence önemli olan, kaderin güzel olsun.

Nasıl bir kadın ilgini çeker?

Asil, kendi derdi olan… Tamahkar olmamalı.

Kendini yakışıklı bulur musun?

Yok ama kimi hızlı koşar, kimi elastiktir, kimi ince yerden geçer, benim de kendime göre bir olayım var yani.

Sence seksi misin?

Kişiye göre değişir. Bazısı patlıcan, bazısı domates sever. Herkesin bir alıcısı var.

Eskiden agresiftim, artık değilim

Bir röportajında “Hayatımdaki en sinirli kişi kendimim” demişsin… Sinirli bir tip misin gerçekten?

Artık değilim. Geçmişte hayat mücadelesi, istediğin şeyin olmaması gibi şeyler tetikliyor ve beni agresif yapabiliyordu. Bir süredir daha da akıllı olmam gerektiğinin farkındayım.

Nelere sinirlenirsin?

Salak yerine konmaya.

Sert bir adam mısın?

Yerine göre. Ama oraları çok törpüledim. Eskiden üniversiteyi kazanamamak nasıl ailem için bir yıkıntıysa, şu an var olduğum yerde bir şeyleri kaybetmek onlar için daha büyük bir yıkım olur. O sebeple daha temkinli davranıyorum. İzole bir hayatım var. Güzel bir semtte, esnafla güzel ilişkiler kurup ‘fresh’ bir hayat yaşamaya çalışıyorum.

Çapkınlık peşinde koşarsan kendini bozarsın

Tanındıktan sonra neler değişti?

Buraların aslında o kadar da hayalini kurduğum yerler olmadığını gördüm. Şimdi de kendime başka bir altmetin yarattım.

Ne gibi?

Bu işleri yaptıktan sonra kendi işlerimi yapacağım, kolektif işler yapıp insanlara yardım edebileceğim bir hayat istiyorum. İnsanları kandırmamak, yaratıcı işler yapan insanları darlamamak, suiistimal etmemek lazım. Öyle bir sistem kurmak hayalim. Çünkü ortada Cihangir gibi o kadar çok genç var ki…

Para kazanmak hayatını nasıl etkiledi?

Ayakkabın, pantolonun yeni olabiliyor, sağlıkla ilgili korkuların azalıyor, hastaneye gidecek paran oluyor. Ama bunlar da seni en fazla bir hafta şöyle bir sallıyor. Benim çok pahalı zevklerim yok. Başkalarına yardım yapmak benim için önemli. 1.000 liranın başkası için ne kadar büyük bir para olduğunu çok iyi hatırlıyorum, benim için yakın bir geçmiş. Bunlar manevi olarak doyurucu geliyor.

Kadınların ilgisinde değişim var mı?

Çapkınlık peşinde koşarsan kendini bozarsın. Bunlar ergenken güzel. Bana artık hissiz bir hareket gibi geliyor. Ortam gibi şeyler hiç düşünmedim. Kendi yaşamak istediğim hayaller hep bunların önüne geçti.

Çekimde sekiz saat ağladım

Bu sektörde seni en çok ne zorladı?

Emin ol hayatta belli bir parayla geçinmeye, çocuklarını okutmaya çalışan insanların yaşadıkları bizim sürdüğümüz hayatın dinamiğinden çok daha zor.

Oyunculuğun sendeki karşılığı nedir?

Dizi oyunculuğu çok başka ve yorucu bir şeymiş. Her sene yapacağın bir şey değil. Karakter analizi ve kendi içinde olan şeyleri ‘match’ ederek ortaya bir ürün çıkarıyorsun. Her sene başka birini oynamak için güçlü bir yapım, seni motive edecek altmetinler lazım. Bunlar yoksa basit tabii, biri seni kameraya çekiyor, sen de oynuyorsun. Bu sebeple performans gerektiren işler daha iyi.

Her gün ekrana yeni isimler geliyor. Neden seni izlemeliyiz?

İnsanlar beni samimi bulduklarını söylüyor. Kendi adıma da bir karakteri ortaya çıkarırken varoluş sancısı yaşamıyorum. Rahatım, zaten kendini kasmamak lazım. Bazı isimlerin sahnede bir şeyler yapamamasının da sebebi set sırasında veya set arkasındaki varoluş mücadeleleri. “Ahmet’le şöyle mi konuşsam?”, “Karavanda böyle mi otursam?” Oysa bunları bir kenara koyup anın içinde akmak lazım. Mesela ben ‘Çukur’da bir sahnenin çekiminde sekiz saat ağladığımı biliyorum.

Genelde mahalle delikanlılarını canlandırdın. Sınırların var mı? Mesela ileride bir eşcinseli de canlandırır mısın?

Kimin yaptığına, hangi yönetmenin çektiğine ve metnin gücüne bağlı. Fikir birliği ve iyi bir şeye hizmet etmesi önemli olan.

Fatih Akın, favori yönetmenlerinden biri

10 yıl sonra için hayalin ne?

Cem Yılmaz gibi bir sistem kurup projeler üretmek ve gençlere kapı açan bir yönetmen/yapımcı olmak istiyorum.

Çalışmak için hayalini kurduğun yönetmenler kimler?

Fatih Akın, Gaspar Noé, Guy Ritchie… Filmlerinde hep hayatın içinden bir şeyler var.

‘Alev Alev’deki karakterin sana ne kadar benziyor?

Canlandırdığım Ömer, Cihangir’in bir şeyler olduktan sonraki halini andırıyor. Fevri değil, iyi. Bir şeylerden vazgeçmiyor, sorunlarını çözmek için yanlış yollara sapmıyor. Ters tarafları da var ama tadı acı olsa da çürük değil. O yüzden kendime yakın hissediyorum.

Kaynak: Hürriyet

Tavsiye Edilen Yazılar