AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) yanında olduğunu ve herhangi bir şekilde hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) yanında olduğunu ve herhangi bir şekilde hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Çelik, parti genel merkezinde, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklama yaptı, soruları yanıtladı.

Cenevre’de yapılan Kıbrıs görüşmelerine değinen Çelik, dün KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’yi ziyaret ettiğini anımsattı.

Tatar’a, babasının vefatı dolayısıyla başsağlığı dileğinde bulunan Çelik, “Şimdiye kadar Rum, Yunan tarafının maksimalist politikaları hiçbir şekilde bir çözüme yanaşmadı. Artık egemen bir devlet olarak KKTC’nin önümüzdeki dönemde hayatına bu şekilde devam etmesi yönündeki yaklaşım çok daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürmektedir.” dedi.

Çelik, KKTC’nin önceki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın görev süresinde yaptığı çirkin açıklamalara birini daha eklediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Sayın Tatar’a Ankara ile ilişkileri üzerinden maalesef hiç de hoş ve saygıdeğer olmayan bir ifadede bulunmuştur. Doğrusunu söylemek gerekirse KKTC Cumhurbaşkanı’nın makamında bu kadar çirkin söylemi görev döneminde yürüten birisinin, biraz emekli olduktan sonra daha aklı başında bir yaklaşım üretmesi beklenirdi. Ama maalesef emeklilik de sağduyu edinmeye herhangi bir şekilde fayda sağlamamış.

Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’nin her zaman yanındadır. Herhangi bir şekilde hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine müsaade etmeyecektir. Gerek Kıbrıs adasında KKTC’nin egemenlik haklarının gasp edilmesine gerek Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine dönük bütün tutumların karşısında KKTC ile birlikte mücadele edecek bir Türkiye vardır. Buradan bir kere daha egemen bağımsız KKTC’ye selamlarımızı iletiyoruz.”

“Demokratikleşme açısından devrimci bir adımdır”

Çelik, açıklamanın ardından, “27 Nisan bildirisi”nin yıl dönümü olduğunu belirtilerek, bu konudaki düşüncelerinin sorulması üzerine, 27 Nisan’ın, Türkiye’de darbe, muhtıra geleneği gibi süreçler açısından iktidarları döneminde önemli bir gündönümü olduğunu kaydetti.

27 Nisan gecesi gerçekleşen bu muhtıra teşebbüsüne ilk defa Cumhuriyet tarihinde bir hükümetin tavır koyduğunun altını çizen Çelik, şunları söyledi:

“Daha önceki muhtıralarda her zaman şu söylenirdi, ‘hükümet işte gereğini yapsın.’ Onun üzerine de hükümetler maalesef gereğini yaparlardı. Ondan sonra da demokrasimiz sakatlanırdı. O gece de bu olduğu andan itibaren biz toplandık ve karşı bildiriyi yazmak üzere çalışmalarımızı sürdürdük. Verilen karar başbakanımız tarafından bunun sonuna kadar gidilmesi, bedeli ne olursa olsun ne pahasına olursa olsun buna cevap verilmesi gerektiği şeklindeydi.

Maalesef Türkiye’deki bu çirkin ve yanlış askeri vesayet geleneğinin bir neticesi olarak bunda imzası bulunan, yayınlanmasının başını çeken Genelkurmay Başkanı’nın Başbakanlığın telefonlarından kaçtığı bir dönem gördük. Bu aslında şunu gösteriyordu, bu çirkin muhtıra geleneğinin Türkiye’deki siyaseti, demokrasiyi nasıl kirlettiği. Aynı şekilde de TSK’yi nasıl politize ettiği, nasıl zor duruma düşürdüğü gibisinden bir yaklaşımdı ve cevap verilmesinin Türk siyasi tarihi açısından şöyle bir önemi vardır. Türk siyasi tarihinde ilk defa bir hükümet muhtırayı kabul etmemiştir. Bu askeri vesayet geleneği içerisinde iletilen bu muhtıra reddedilmiştir. Reddedilmesiyle birlikte de kabul edilseydi muhtıra olacak şey, kabul edilmediği için kağıt parçasına dönmüştür. Aslında bu vesayet kalıntılarından demokratik konsolidasyona geçiş bakımından son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Demokratikleşme açısından da devrimci bir adımdır.”

Bu geleneğin Silahlı Kuvvetleri ve siyaseti nasıl yıprattığının herkesin gözü önünde gerçekleştiğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

“Diyebiliriz ki, muhtıra geleneğinin son halkasıydı bu. Mevcut görevde olanlar, mevcut görevde olan askeri bürokratlar tarafından sürdürülen muhtıra geleneğinin son parçasıydı. Bütün bunlar ve bütün bunların yaptığı yanlışlar bilinmesine rağmen halen tutup emekli amirallerin böyle bir bildiri yayınlaması da aslında ne kadar basiretsiz, ne kadar hassasiyetsiz bir yaklaşım içerisinde olduklarını gösteren bir şey.

Tabi darbe geleneğini ise Fetullahçı Terör Örgütü’nün işte bu son halkasıydı. Ona da milletimizin güçlü bir cevap vermesiyle Cumhurbaşkanımızın direniş çağrısıyla güçlü bir cevap verilmiş oldu. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir siyasete her müdahale siyaseti sakatladığı gibi orduyu da kirletir. Bu çift taraflı bir şeydir.”

“Bunlar çirkin geleneklerdir”

Çelik, askeri bürokrasi de görev almış ve muhtıra süreçlerinin ya da darbe süreçlerinin içinde bulunmuşların anılarını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Hep şunu söylerler, biz aslında bazen durduğumuz yerde duruyorduk. Ama siyasetçi, gazeteci ve başkaları geliyordu ‘niye duruyorsunuz, hadi müdahale edin Türkiye kötüye gidiyor.’ gibisinden. Nitekim 27 Nisan, 28 Nisan o gazetelere baktığınızda da Meclis’te görev yapan muhalefet partilerindeki grup başkanvekillerinin, ‘ordu hassasiyetini ortaya koymuştur, hükümet gereğini yapmalıdır’ şeklindeki beyanlarını görmek mümkün. Bu toplumun bütün bünyesini zehirleyen bir şeydi ve maalesef devam ediyordu. 27 Nisan’a kadar geldi ve 27 Nisan’da hükümetin güçlü bir tavır koymasıyla bu kesilmiş, bu gelenek bitmiş oldu. Dolayısıyla şimdi ‘bu emekli amiraller bildirisine falan niye bu kadar tepki gösteriyorsunuz.’ diyenlerin bunları iyi hatırlaması gerek. Bunlar çirkin geleneklerdir. Türkiye’ye faydası olmayan, orduyu da zora sokan, Türkiye’nin demokrasisini de sıkıntıya sokan geleneklerdir. Ama ilk defa bir hükümetin cevap vermesi bakımından tarihidir.”

Çelik, muhalefetin, “eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın görevini kötüye kullandığı ve Yüce Divan’da yargılanması için soruşturma komisyonu kurulması gerektiği” yönündeki ifadelerinin anımsatılması üzerine, “Muhalefetin dediğiyle iş yapmıyoruz.” dedi.

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Esin Işık

Tavsiye Edilen Yazılar